17 Ağustos 1999 - Deprem

Tam 8 yıl önce… Aniden patlama sesine benzer bir sesle uyanmıştım. Değişik birşeyler gelişiyordu etrafımda, anlam veremiyordum. Çığlıklar, patlamalar, araba alarmları ve tanımlayamadığım birçok ses… Yatağa iyice kenetlenmiştim, kıyamet koptuğunu düşünüyordum. “Allah’ım!” diyordum. “Niye bu gece!”. Şu an hatırlayamadığım bir düşüncem vardı heralde ertesi güne dair…

Bitmek bilmiyordu bu kıyamete benzeyen şey. Birileri “Deprem!!!” diye bağrıyordu sanki. Anlayamıyordum. Deprem olunca sadece çaydanlıklarımız sallanırdı, hoşuma bile giderdi ama bu sefer sallandığımı bile hissedemiyordum. Bu nasıl bir felaketti!

Bir dakikaya yaklaşan bu felaketin ardından, ilk defa duyduğum terimlerin hayatıma bu kadar kazınacağını bilemezdim. Annemin ilk söylediği cümlelerden biri “Kolonlar çatlamış!” oldu. Ben pek önemsemedim, kolonu demir boru zannederdim. Depremden 2-3 gün sonra ise artık hemen hemen tüm inşaat terimlerini öğrenmiştim.

Depremin en çok vurduğu, en çok hissedilen yerlerden biri olarak lanse edilen Avcılar’da oturuyorum. Evlerimizden çıktığımızda, binalar içler acısı bir hal almıştı. Yıkılan binalar, hasar alanlar, dağılmış yollar. Giden mala çare bulunur da en üzüldüğümüz ise tabi ki kaybettiklerimiz…

Kimimiz ailemizi kaybettik, kimimiz yakınlarımızı bu acı günde. Yaralarımızı sarmamız epey zaman aldı o günlerden bu günlere. Onların yokluğunda yaşamayı öğrenmek zorunda kaldık, ne kadar acı verse de hayat devam ediyordu. Çatlaklar ile dolu yuvalarımıza döndük yavaş yavaş. Tek başımıza evlerimize giremediğimiz, kalamadığımız günler geçirdik. Tüm gün susmayan ambulans sirenlerinin verdiği psikolojik bozukluğu yenmek hiç birimiz için kolay olmadı.

Ama bugünler geldik bir şekilde. 8 yıl geçti felaketin üstünden. Artık büyük bir felaketi geçirmiş olmanın verdiği bir olgunluk var üzerimizde. Acı bir tecrübe ne yazık ki ama hayatta başımıza daha nelerin gelebileceğini bilemiyoruz. Bugüne kadar ne derece önlem aldık, yaşamımıza ne kadar değer verdik bilmiyorum ama henüz geç değilken, hele böyle bir geçmişimiz varken daha olgun davranmalıyız. Özellikle bu yaşadıklarımızı kesinlikle unutmamalıyız ve buna göre davranmalıyız.

Allah’tan tüm kaybettiklerimize rahmet, yakınlarına sabır diliyorum. O gün kaybettiklerimiz hepimizin canıdır. Başka canlar kaybetmemek için bu günü unutmayalım, unutturmayalım…

Continue reading » · Written on: 08-17-07 · 3 Comments »

3 Responses to “17 Ağustos 1999 - Deprem”

  1. OnurK wrote:

    Üzerinden tam 8 yıl geçmesine rağmen Allah korusun bugün bir deprem olsa olacakları düşünmek bile istemiyorum.. Kafa olarak değişen hiçbir şey yok toplumumuzda, inşallah o günleri tekrar yaşamayız..

    August 17th, 2007 at 03:09
  2. eburhan wrote:

    Daha dün televizyondaki bir haberde görmüştüm. İstanbul’da beklenen depremin ne kadar büyük olabileceğini ve bu depremin gün geçtikçe ne kadar yaklaştığını sunum halinde anlatıyorlardı. Ve bu sunumu anlatanların en çok şikayet ettikleri şey de, bu gerçeğin görmezden gelindiği ilgili merciler tarafından yeteri kadar dikkate alınmayışıydı.

    Maalesef bu tür olaylarlardan ders çıkarmıyoruz. İstanbul için halâ geç kalınmış değil. Hükümet şu koltuk/köşk sevdasına ara verip acilen önlem alması gerekiyor. Allah korusun bir sonraki deprem çok daha büyük acılar yaşamıma neden olabilir. İş işten geçtikten sonra “Allah’ın Takdiridir” diyip işin içinden sıyrılmanın bir anlamı kalmıyor.

    August 17th, 2007 at 10:40
  3. grkn wrote:

    eburhan’a katılmakla beraber Allah bir daha yaşatmasın diyorum.. Deprem’den sonra Türkiye’de değişen hiç birşey göremiyorum kocaeli bölgesinde hasar göre evler tekrardan sıvanıp “depremden çizik almadan çıktı abi” şeklinde pazarlanıyorum bazı şeylerin gelişmesi için bizim daha çok fırın ekmek yememiz lazım..

    August 17th, 2007 at 12:47

Leave a Reply